Ana Sayfa Röportaj  Mayasında emek var

 Mayasında emek var

  • Hit: 705
  • Odun ateşinde salça yaptılar, tarhana, ev makarnası, erişte, reçel, bal, ekmek derken, kocaman bir üretim tesisi sahibi oldular. Üreten eller bir araya geldi ve Aksu Köyü Kadınları Dayanışma Derneği’ni kurdu. Sabah tarlada, öğlen dernekte akşam da evlerinde çalışarak hem aile bütçesine katkı sağladılar hem de köyün kalkınmasına…

    FOTOĞRAFLAR: AYKUT GÜNGÖR

    Bir köy, 21 kadın ve değişimin hikayesi… Kadınların emek mücadelesi, bir köyün kaderini değiştirdi. Onlar, Bursa’nın Kestel ilçesine bağlı Aksu köyünün kadınları… Her biri emekçi… Odun ateşinde salça yaptılar, tarhana, ev makarnası, erişte, reçel, ekmek derken, kocaman bir üretim tesisi sahibi oldular. Üreten eller bir araya geldi ve Aksu Köyü Kadınları Dayanışma Derneği’ni kurdu. Dernek binalarını kendileri yaptılar. Eğitimi olmayan kadınlar kendilerini eve kapatmadı, sabah tarlada, öğlen dernekte akşam da evlerinde çalışarak hem aile bütçesine katkı sağladı hem de köyün kalkınmasına… Aksu köyü kadınları, şimdi ise kendi kurdukları dernek binasında, ilham veren hikayelerinden duydukları gururla misafirlerini ağırlıyor.

    DOĞA  ANALARIN ELİNDEN DOĞAL ÜRÜNLER…

    Aksu Köyü’ne giderseniz, sizleri köyün girişinde önünde organik, katkı maddesi bulunmayan ürünlerin olduğu bir kahvaltı evi karşılayacaktır. Burası, Aksu köyündeki kadınların el emeği ürünlerini satarak biriktirdikleri paralarla yaptıkları dernek binası. Sosyal dayanışmayı artırmayı, köyün kültürel özelliklerini, kaybolmaya yüz tutan değerlerini yeniden ortaya çıkarmayı, köy halkının gelir seviyesini ve yaşam kalitesini artırmayı amaçlıyorlar. Bu amaç doğrultusunda çevreye duyarlı, üretimi destekleyen, kadının güçlenmesine yönelik çeşitli çalışmalar başlatılmış. Bu birbirinden çalışkan kadınların başında Aksu Köyü Kadınları Dayanışma Derneği Başkanı Aysel Şenman var. Doğanın tam kalbinde bulunan, direnmekten vazgeçmeyen kadınlarımız, doğa analarımızın bu mücadelesini Dernek Başkanı Aysel Şenman anlatıyor…

    Proje nasıl hayat buldu? Şimdiye kadar neler yapıldı?

    Doğma büyüme bu köylüyüm, 65 yaşındayım. Köylerde imece usulü iş yapılır, birbirine yardım edilir, paylaşılır. Bu bizim geleneğimiz… Son zamanlarda gençlerin büyük şehirlere kaçmasıyla köylerin artık eskisi gibi olmadığını gördük. Biz köylerdeki bu ruhu geri getirmeye çalışıyoruz. Derneğimizi 2010 yılında kurduk. 21 kadın gönüllü çalışıyor burada. Köy kooperatifinin boş bir arazisiydi şu an içinde bulunduğumuz bina. Zorluklar da çektik ama başardık. Tüm ürünleri kendi ellerimizle yaptık. Gönüllü çalışarak, bu gördüğünüz mekanı kendimiz yaptık. Anneler gönüllü çalışıyor, kız ve oğulları ücretli servis yapıyor, burada çalışma imkanı buluyor. Eğitime katkı sağlıyoruz aynı zamanda. Ekmeklerini, meyve ve sebzelerini getirip satıyorlar kadınlar. Burada verilen kahvaltılar dereğin havuzunda birikiyor. Köylerin gençlerine iftar yemeği veriyoruz. Onların cemiyetlerinde bir araya geliyoruz. Tüm köylünün ortak kullanım alanı da olmuştur aynı zamanda burası. Bu gelirlerle köyümüzün gençlerine futbol takımı kurduk onların formalarını da temin ettik.

    ÖNCE DERNEK, SONRA MÜZE VE KÖY KONAĞI

    Tabii, kadınlar daha çok kazanmaya başladı… Büyüyüp gelişme de çorap söküğü gibi geldi…

    Elbette… Büyük hedeflere küçük başarılarla ulaşılır. Üretim binamız da var artık. Tarım İl Müdürlüğü’nün bize tahsis etmiş olduğu bir binada üretimlerimizi yapıyoruz. Merdiven altı değil, hepsi denetimden geçmiş, standartlara uygun, hijyen ve gıda eğitimlerimizin hepsini Tarım İl Müdürlüğü’nden aldık. Her kadının sertifikası var. Bunun yanı sıra köyümüzün tarihi hamamı vardı. Büyükşehir’in katkılarıyla Kültür ve Turizm Daire Başkanı Aziz Elbas’ın destekleriyle bu mekanı Aksu Köyü müzesi olarak hizmete açtık. Köy Konağı ise restore edildi. Büyükşehir Belediyesi restorasyonunu tamamladı ve derneğimize tahsis edildi. Burası şimdi köylünün ortak kullanım alanı…

    Hünerli ellerinizle, neler üretiyorsunuz?

    Kadınlar öncelikle kendi bahçesinde kendi evinde çalışıyor. Tarladaki işlerini bitirdikten sonra buraya geliyor. Reçeller, meyve suları, ekmekler, salçalar, kendi bahçelerimizde yetişen ürünlerden ürettiklerimiz, tarhana, makarna, doğal olan ne varsa elimiz değiyor. Biz burada kesinlikle hazır ürün satmıyoruz. Kendi ballarımız kendi salçalarımız var. Hem sağlıklı hem de amaçlı bir üretim…

    Projeye ilk başladığınızda köylüler bu işe ne dedi? Peki ya aileniz?

    Önce yapamazsınız, geçinemezsiniz dediler ama biz bunları aştık, şimdi hepsi bize destek oluyor. Ailemiz çok destekleyici oldu. Sosyal dayanışma içinde, paylaşarak proje üretmemizden çok mutlu oldular.

    İLHAM VEREN KADINLAR

    Kadınların sosyal yaşamında değişiklik olmuştur? Herkes bu değişimin farkında mı?

    Herkes kabuğundan çıktı. Köyümüz çok sosyal bir köy oldu. Burayı yaptıktan sonra gelişmeler oldu. Para hiçbir şey ama para çok şey. Annem “para insana konuşma, ayakkabı insana yürüyüş öğretir” derdi. Para özgüvendir. Kadınlarımız evinde ekmek yapıyor satıyor, parasını alıp gidiyor. Çocuğunu okutuyor. Böylelikle bir çok çocuk okulunu tamamladı, üniversitesini bitirdi. Biz başladığımızda hepimizin öğrencileri vardı. Onları okuttuk yetiştirdik şimdi hepsi iş sahibi oldu.

    Hedefiniz ne peki?

    Bu aslında bir köyü geri dönüş projesidir. Gençler geri gelsin, köy ruhu geri gelsin istiyoruz.